Depresyon
20 Kasım 2017
Herkes Geçmişinin Tekrarını Yaşar…!!
20 Kasım 2017

Bir kişi tarafından deneyimlenen kaygı, korku, gerilim ve sıkıntı halidir. Kişinin dış ortama uyum çabasında koruyucu bir tepkidir. Denetim dışına çıkıp kişinin işlevselliğini aksattığında erken boşalmaya yol açabilir. Başına kötü bir şey geleceğini düşünme, rezil olmaktan veya komik duruma düşmekten korkma gibi bilişsel (düşünsel), fakat çoğu kez nedeni belirsiz, tanımlanamayan bir gerginlik durumudur. Duygusal açıdan ise hastalık, korku ve panik hissine neden olur. Kişi her şeyi olabilecek en olumsuz yönüyle ele alır, moral seviyesi an alt düzeydedir. Davranışsal olarak ise kişi, anksiyete kaynağından kaçma eğilimi gösterir. Yani erken boşaldığı için zamanla cinsellikten soğur, partnerinin cinsel birleşme taleplerini görmezden gelir veya partnerinden kaçar. Çünkü partneri onda dolaylı olarak anksiyete yaratmaktadır. Yine de anksiyeteden sadece patolojik bir durummuş gibi bahsetmek yanlış olur. Bu his, korku, kızgınlık, üzüntü ve mutluluk gibi duygularla beraber gelen, insanoğlunun hayatta kalmasıyla bağlantılı temel duygulanımlardan birisidir. Hemen hemen bütün insanlar tarafından yaygın olarak tecrübe edilmiş bir duygudur. Anksiyetenin yarattığı belirsizlik, hoşnutsuzluk ve yaygınlık hisleri ile karakterizedir. Genellikle otonomik semptomlar vasıtası ile kendini ifade eder. Otonomik semptomlar baş ağrısı, terleme, çarpıntı, göğüste sıkışma hissi, hafif mide rahatsızlığı şeklinde olur. Anksiyeteli bir kişi, aynı zamanda huzursuzluk da hissedebilir. Anksiyete, haber verici bir sinyaldir. O, tehdidin şiddet derecesini kişiye bildiren ve tehlikeyi haber veren şeydir. Korku, benzer şekilde haber verici bir işarettir. Anksiyeteden farklılaştırılmıştır. Korku bir tehdide karşı organizmanın cevabıdır. Bu tehdit bilinen, dıştan gelen, belirli veya kaynağında çatışma olmayan şeydir. Anksiyete ise yine bir tehdide cevaptır. Ancak bu bilinmeyen, içten gelen, belirsiz veya kaynağı tartışmalı olandır. Bu yüzden erken boşalan erkeklerde hem anksiyete hem de korku birlikte görülür. Erkek daha önceki deneyimlerinde erken boşaldığı için, “yine erken boşalacağım ve rezil olacağım” düşüncesiyle korkar, bilinçdışı çatışmaları nedeniyle de anksiyete yaşayarak kontrolsüz bir şekilde boşalır. Korku ve anksiyete arasındaki temel fark; anksiyetenin kronik bir olay, korkunun ise akut bir olay olmasıdır. Bir caddeden karşıdan karşıya geçerken hızla yaklaşmakta olan arabanın bizde oluşturduğu duygu korkudur. Korku genellikle, şaşkınlıktan önce gelmektedir ve birbirlerine yakın iki duygudur. İlk etapta korkmuş olan kişi, sevişirken rahat değildir, aklı penisindedir, sanki içgüdüsel olarak kaçmaya hazırlanmaktadır.

Egonun temel fonksiyonu iç dünyamız ile dış dünya arasında bir denge sağlamaktır. İçten gelen uyarılarla dış dünyanın realitesi arasında bir denge kurulursa ego fonksiyonunu başarı ile yapmış demektir. Eğer bir denge korunamaz ve dengesizlik ortaya çıkarsa, yani iç dünyamızın talepleri ile dış dünyanın gerçekleri çatışırsa dengesizlik ve kararsızlık meydana gelir. Bu da erken boşalmayı ortaya çıkarabilir. Bilinçli olarak boşalmasını kontrol ederek haz alıp vermeyi isteyen erkek, bilinçdışı olarak kendini korumak adına erken boşalabilir. Bu çatışma hastanın iç dünyasından gelen impulsif dürtüler ile bilinç arasında veya dış dünyanın gerçekleri ile kişinin egosu veya iç dünyası arasında oluşabilir. Bu denge bozukluğuna çatışma demek mümkündür. Partnerle ilişkiler, sosyal olarak erkek rolündeki ve toplumdan beklentilerdeki eksiklikler erkeğin iç dünyasında uygun olmayan sonuçlara yol açarak bilinçdışı çatışmaların kaynağını oluşturabilir.

Freud, anksiyeteyi baskılanmış dürtülerin bilince çıkmak için temsil edilmesi ve deşarj yolları bulmak için ego aracılığıyla verdiği bir işaret olarak değerlendirmektedir. Bu sinyal sistemi ile bilinçdışı dürtü ve duygular egonun bilinçli alanına çıkmak ister. Bu basınç gittikçe artar. Bu basıncın artması ile birlikte anksiyetenin yoğunluğu da artar. Bu basınç ve anksiyetenin şiddeti kritik değeri aşarsa, o zaman panik atak ortaya çıkar. Panik atak hastalarının genellikle erken boşalmasının nedeni de budur. Bu durumda bastırma sayesinde bilinçdışı dürtüler, fanteziler ve duygular ve onların bağlantıları bilinçdışına tekrar geri gönderilir. Ego, çatışmayı çözemezse, bastıramazsa bunu tehlike olarak algılar. Bütün bu süreç bilinç dışında yaşanır. Bilinç alanında ise ortaya anksiyete çıkar. Buna “serbest yüzen anksiyete” denir. Eğer kişi bastırma işe yaramadığında bu çatışmayla başetmek için diğer savunma düzeneklerini kullanırsa, kullandığı savunma düzeneğine göre diğer anksiyete bozukluklarının klinik tabloları gelişir. Mesela konversiyon reaksiyonu veya yer değiştirme gibi başka savunma mekanizmaları kullanılabilir. Bu da erken boşalma, histeri, fobi ve obsesif-kompülsif nevroz ortaya çıkmasına yol açabilir.

Psikanalitik teoriye göre anksiyeteyi oluşturan 4 ana parça vardır. Bunlar; id veya impulsif anksiyete, ayrılık anksiyetesi, hadım edilme anksiyetesi ve süperego anksiyetesidir. İmpulsif anksiyete; erken döneminde bebeğin talepleri perspektifinde ortaya çıkar. Bebek bu dönemde tamamen pasiftir ve annesinden ihtiyaçlarını gidermesini bekler. Olaylar üzerinde herhangi bir kontrolü yoktur. Ayrışma anksiyetesi ise; erken bebeklik döneminde sevgi objesinin kaybından dolayı meydana gelen korkuya bağlı olarak ortaya çıkar. Bebek için önemli olan sevgi objesi ailesi veya annesidir. Onun vasıtası ile dış dünya üzerine bir hakimiyet kurabilmekte ve varlığı ancak onunla devam edebilmektedir. Bu sevgi objesinin uzaklaşması veya kaybedilmesi tehdidi bu anksiyeteyi oluşturan temel şeydir. Hadım edilme (kastrasyon) anksiyetesi ise; odipal gelişme döneminde ortaya çıkan bir anksiyete türüdür. Çocuğun psikoseksüel gelişimi ile ilgili olarak geçirilen bu süreçte hissedilen korkuları içerir. Erken boşalmanın bilinçdışı temel nedenlerinden birisi de bu anksiyetedir. Ruhsal bilgilendirme bölümünde bu konuya daha ağırlıklı olarak yer verilecektir. Süper ego anksiyetesi ise; odipal dönemi aşmış, ergenlik öncesi dönemdeki çocuğun gelişen süper egosunun baskısına bağlı hissedilen anksiyetedir.

Sonuç olarak; yaşanan anksiyete, stres, depresyon, performans anksiyetesi (başaramama korkusu), kendine güven eksikliği, obsesif-kompulsif bozukluk (saplantı zorlantı bozukluğu), kariyer stresi, rol çatışmaları, uyku bozuklukları, aile içi sorunlar, bir ebeveynin kaybı, yalnızlık vb. ruhsal sorunlar erken boşalmaya neden olabilir, eşlik edebilir veya erken boşalmanın bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Eğer psikolojik strese bağlı erken boşalmadan şüpheleniliyorsa, stres kaynaklarını iyi belirlemeli ve erken boşalmanın da stres kaynağı olabileceği akılda tutulmalıdır. Çoğu erkek kendine yardım metotlarıyla sorunun üstesinden gelmeye çalışır, ama kişi tek başına başaramadığında mutlaka bir terapiste başvurması en doğrusu olacaktır. Örneğin, eğer çözümü kendi elinde olmayan iş hayatındaki sorunlar nedeniyle stres yaşıyorsa, bunu geçici bir stres kaynağı olarak kabul edip, gevşeme egzersizlerini öğrenerek ve spor yaparak üstesinden gelmeye çalışabilir. Ayrıca kişinin güvenilir kitaplardan ve Internet sitelerinden de bilgi edinmesinde fayda vardır. Bazı durumlarda, psikolojik sorunun çözümü cinsel sorunu da çözer, ancak bazı durumlarda cinsel terapi gerekli olabilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: