İnsan Yaşamının İlk İki Yılının Tüm Yaşama Etkisi
20 Kasım 2017
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
20 Kasım 2017

İçimizdeki çocuk

Güzel bir çocukluk geçirdiğim halde neden kaygılı, stresli, boğucu bir hayatın karmaşasında gibi hissediyorum kendimi acaba…. Sizin de zaman zaman bu cümleyi kurduğunuz oluyor mu. Aslında her şey ne kadar da güzel ilerliyorken, aileniz size gereğinden fazla değer verip ilgi gösterirken kendinizi hiç olmadığınız kadar onlara karşı tahammülsüz ve öfkeli bulduğunuz oluyor mu?

Çocukluktan yetişkinliğe……

Tüm canlıların olduğu gibi insanların da bir gelişim seyri vardır. Ben buna insanın 3 yaşı diyorum.

1)BEDEN YAŞI: Doğumdan ölüme geçen sürede boyumuz ve kilomuz artar ve normal koşullarda beden gelişim seyrini devam ettirir

2) ZİHİN YAŞI: Doğduktan sonra insan zihni hızlı bir şekilde ilerler ve uygun ortam ve koşullar sağlandığında kapasitesini durmaksızın arttırır. Eğitim dönemi bittikten sonra birey kendini meslek sahibi olarak görür, gayet de başarılı bir çalışan olmasına rağmen bir şeyler ters gitmekte ve kendini sürekli olur olmaz sebeplerle gerilettiğini, sebepsiz hastalıklar ortaya çıkardığını(hızlı kalp atımı, deri hastalıkları, beden ağrıları vb.) farkettiğinde

3) DUYGU YAŞI: İnsan yaşamının 0-6 yaş arasındaki yaşantılar ve duygular çerçevesinde şekillendiği bilinen bir gerçek artık. Büyüdüğünüz aile, yaşadığınız ortam ve çevre, başınıza gelen travmatik olayların hepsi sizin ruhsal yaşamınızın bir parçası oluyor ve devamındaki yaşantınızı da sürekli olarak etkiliyor. Kendinizi sürekli olarak tekrarlayan döngülerin içinde bulmanız bu bağlamda hiç de tesadüf olmasa gerek.

Gelelim bu 3 yaşın senkronize olmadan ilerlediğinde nelerle karşılaşabileceğimize…

Birey; Yeni iş kurduğunda ya da yeni bir işe başladığında; Üniversiteyi kazanıp başka bir şehre gitme durumuyla karşı karşıya kaldığında, Evlilik için önemli bir adım attığında, çocuk sahibi olacağını öğrendiğinde ve bunun gibi önemli yaşam olayları karşısında; kaygı, panik atak, psikosomatik belirtiler (beden ağrıları) cilt hastalıkları, ya da çeşitli obsesyonlar geliştiriyorsa burada duygu yaşının hala geçmişte kaldığını, ailesinden kopuşta ve yeni yaşamına alışmakta zorlandığını, bir birey olamayıp hala anne babasının küçük çocuğu gibi hissettiğini düşünebiliriz. Duygu yaşı beden ve zihin yaşı gibi büyümediği için bir denge problemi yaşanır. Bu sebeple var olan yaşantının değişmesi inanılmaz bilinçdışı korkuları yanı sıra getirir tabi psikolojik hastalıkları da.

NASIL BAŞ EDİLİR?

Sık sık kendinizi bir şeylerle baş etmekte zorlanırken bulabilirsiniz. Kendinizi çocuk gibi savunmasız ve güçsüz hissedebilirsiniz. Aslında çok iyi bir kariyer yapmış olmanıza rağmen bir şeylerin ters gittiğini fark edebilirsiniz ya da bir aile kurduğunuzda çift ilişkinizde bir şeylerin yanlış olduğunu düşünüyor olabilirsiniz. Bu noktada önemli olan ilk şey FARKINDA OLMAK diyebiliriz. Bireyin var olan problemler karşısında içe dönüp “ne oluyor, ne yaşıyorum, bunun anlamı ne” diye sorgulaması çözümün başlangıcıdır. Eğer yaşadığı sorunların geçmişle bağlantısını kurabiliyor ve anlamlandırabiliyorsa ve bunu birileriyle paylaştığında anlaşıldığını hissediyorsa kendi başına yol alması mümkündür. Ancak bu tür durumlarda bireylerin daha çok yardım alma sürecine girdiğini gözlemliyoruz bu da onlar için daha kısa sürede daha hızlı sonuçlar almasına yardımcı oluyor…

“Sorunsuz yaşam mümkün değildir ancak sorunlarımızı çözmek her zaman mümkündür” sloganıyla yazımı bitirmek istiyorum.

BİR ÇOCCUK DOĞUYOR

Yaşı diyorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: